»  Arşiv »  ANA SAYFA »  RESİM GALERİSİ »  SLAYT »  ZİYARETÇİ DEFTERİ »  İLETİŞİM        »  Anasayfam Yap »  Favorim Yap »  Paylaş

Menü

Musiki

Etiket Bulutu

AĞIR CEZA MAHKEMESİ REİSLİĞİNE DİYARBAKIR
AYASOFYA
BEDİÜZZAMAN İLE TANIŞMASI
BEDİÜZZAMAN'IN MEHMED KAYALAR VE TALEBELERİ'NE VERDİĞİ KIYMET
DİYARBAKIR SULH CEZA MAHKEMESİ MÜDAFAASI
DOKUNMA
EKONOMİK KALKINMA İLE ALAKALI SUALE VERİLEN CEVAP
ESMA-İ HÜSNA
HAKİKAT IŞIKLARI
HATIRALAR
İSLAMDA UHUVVET VE İTTİHAD
MEHMED KAYALAR VE HAYATI
MEHMED KAYALAR'I RİSALE-İ NUR HAREKETİNDE ÖNEMLİ KILAN İKİ BÜYÜK ÖZELLİK
MEHMED KAYALAR'IN VEFATI
MUKADDİME- ÖNSÖZ
NEFSE DERS
NUR MÜELLİFİNE
SABIR VE ŞÜKÜR
VECİZELER
YAYINEVLERİNE HATIRLATMA

Arama

   Sayfalar

RSS Takip Tavsiye Et İndir (.doc) Okunma: 2346
İrfan HASPOLATLI Anlatıyor

Kavmiyet Irkçılık Hakkında MEKTUPLARI

 

                 İrfan HASPOLATLI ANLATIYOR

 

         ÜSTAD HZ.’Nİ İLK ZİYARETİM

 

       Sene 1959'un sonları Mehmet Kayalar Hz. Bediüzzaman’ın mehdiyetle ilgili Hadis-i şerifleri derlediği kitapçığında 15–20 gün derste bulunan alim, hoca ve halk tabakasına dersler verdi. Bu derslerden mehdiyetle ilgili epey bilgiye sahip oldum. Ve Üstadı görmek iştiyakı günden güne bende arttı.

       01.07.1959 yılında Ankara yedek subay okuluna gittim. O tarihlerde tanışmalarda Üstadın talebeleri bize KAYALAR Ağabeyin talebesi diyorlardı. Ara izinde Üstada gitmeye karar verdim. Ulus’taki medresede bulunan Sait Özdemir ağabeye Üstadı ziyarete gideceğimi söyledim. O zaman Üstad Isparta'da bulunuyordu. Sait kardeş, , "Üstad 'ın Emirdağı’na geleceği söyleniyor kesin bilmiyorum, eğer gideceksen Eskişehir'de garajda berber kardeşimize uğra o kesin bilir" dedi. Garaja gelip berberle görüştüm. Üstadın Emirdağı’na hareket ettiğini söyledi. Ben de şoföre anlattım. Şoför yardımcı olacağını söyledi.

   Emirdağı’na vardım. Şoför bir dükkân esnafına seslenerek hoca efendi geldi mi diye sordu. Evet, geldi dediler. Ben arabadan indim, doğru gördüğüm camiye gittim. Öğlen namazını kıldım. Sonra bir otel bulayım dedim. Üç gün kalmak istiyorum ki orada Risale-i Nur şakirtleriyle tanışayım. Üçüncü gün boy abdesti alıp Üstad'la görüşmek isteyecektim. Maalesef başka başka sürprizlerle karşılaştım. O büyük Üstad keşf-i kerametiyle camide namaz kılarken Ceylan isimli talebesini göndererek beni çağırıyor. Evet, namazı bitirip cami avlusuna geldiğimde bir genç karşımda bana Diyarbakır'dan gelen öğretmen sen misin diye sordu. Çok şaşırdım ve heyecanlandım. Tabi bilenlerin malumudur o tarihlerde daima emniyetçe takip edilirdik. Ben de bir emniyet mensubudur diye düşündüm. Sonra gencin yüzüne dikkatle baktım. Bu güzel yüz ve sima bir emniyet görevlisi olmadığını bana anlatıyordu. Ben evet Diyarbakır'dan gelen öğretmen benim dedim. O da bana seni Üstad Hz. istiyor dedi. Beraber eve doğru yürüyorduk. Bitlis’li olduğumu söyledim. Bana Üstad’la bir akrabalığım olup olmadığını sordu. Ben de niçin sordunuz dedim. Üstad yarım saat evvel geldi. Bu vakitte yorgun haliyle kimseyle görüşmezdi. Ben de akraba olup olmadığımı bilmiyorum ama hemşeriyiz dedim.

      Arka bahçe kapısı kilitli kapılar ardından ikinci katta huzur-u saadetlerine vardığımda Üstad Hz. yatağına yaslanmış cevşen-i kebir okuyorlardı. Beni görünce yatağından doğruldu. Cevşeni kapatıp masanın üzerine koydu. Bana tebessüm buyurdular. Bende hemen ellerine sarılıp birkaç kez öptüm. O’da başımı okşadı. Bende gayri ihtiyari kendimi Üstad Hz.'ne Mehmet Kayalar Hz.'nin talebesi olarak tanıttım. Üstad da iki elini başımın hizasına kaldırarak hoşema etti, karşıda bulunan post üzerine oturmamı istedi. Evvela Mehmet Kayalar Hz.'nin hal ve hatırlarını sordu. Ben de hizmetle ilgili bilgiler sundum. Bana buyurdular; kardeşim, ben Diyarbakır’a gelip hizmet yapacaktım, Rabbime hadsiz şükürler olsun Mehmet Kayalar kardeşim ihtiyaç bırakmadı. O şarkta yüz evliyanın işini gördü. Kardeşim, ben şimdilik herkes ile görüşemiyorum ancak hizmette ve yakın talebelerim ile iman hizmetinde ki muallimlerle görüşüyorum. Bu dini muallimlerle tahrip ettiler, bende ümitvarım ki Rabbim tekrar muallimlerle tamir ve ihya edecek. Ben bu muallimleri evliya mesabesinde görüyorum. Kardeşim, Allah'ın inayetiyle yılanın kafasını ezdik kuyruğu kaldı ısırmaz, düsturunuz Risale-i Nur olmalıdır.

       Ben bu evliya sözünü uzun zaman sır gibi sakladım. Zaman gösterdi ki (keramet-i Üstad) bu zaman da nur cemaatinde muazzam bir muallim kitlesi görüldü. Umuma ait bu sır gizlilikten çıktı. Tahdis-i nimet babında açıkladım, İnşallah mü'min kardeşlerimin nefsine gurur gelmez. Sonra anne babamı sordu. Annemi on yaşımda kaybettiğimi babamın ise hayatta olduğunu söyledim. Allah (c.c) annene gani gani rahmet etsin, babana da benden selam yaz buyurdular. (Bu selamda Üstadın kerametini gördüm. Babamı 1977 de haccın dördüncü günü rahmeti rahmana kavuşuyor ve orada defnediliyor.) Ayrıca ziyaretime gelen talebelerimin ana ve babası da gelmiş gibidirler. Seni üç gün misafir edecektim, gelirken yolda Başbakan Adnan Menderes ile iki bakan arkadaşı benimle görüşmek istediler. Ben görüşmedim. Dönüşte buraya uğrarlarsa ziyaretçi kabul ettiğimi görüp gücenmesinler. Sen hemen Ankara'ya dön.       Üstadım Bitlis ile ilgili birkaç hatırasını anlattı. Bana Bitlislilere dargın idim dedi. Van'lı sevdiğim bir hoca kardeşim ziyaretime geldi. Bana Seyda (üstada) lamba dibine ışık vermez dedi. O'nun bu sözü üzerine ben de Bitlislilere hakkımı helal ettim vs.

  Üstad ile görüşmemizin hayli bir zaman olduğunu düşünerek tahminen bir buçuk iki saat diye düşünüyordum. Büyüklerin huzurunda fazla oturup rahatsız etmemek terbiyesini almış idim. O sırada Ceylan kardeş kalkma işaretini verdi. Tekrar ellerini öptüm ve dualarını istedim, O’da dua buyurdular. Daha sonra huzur-u saadetlerinden ayrıldım. Dışarı çıkıp saate baktım. Saat biri yirmi geçiyordu. Huzura giderken saat bir idi. Olamaz diye düşündüm, iki saate yakın görüştüğümü zannediyordum. Bir kaç vatandaşa saati sorarak saatimin doğru olduğunu gördüm. Bu sırrı uzun zaman çözemedim. Uzun yıllar sonra anladım ki Öyle büyük evliyaullahların huzurunda zaman dururmuş.

 

 


***