»  Arşiv »  ANA SAYFA »  RESİM GALERİSİ »  SLAYT »  ZİYARETÇİ DEFTERİ »  İLETİŞİM        »  Anasayfam Yap »  Favorim Yap »  Paylaş

Menü

Musiki

Etiket Bulutu

AĞIR CEZA MAHKEMESİ REİSLİĞİNE DİYARBAKIR
AYASOFYA
BEDİÜZZAMAN İLE TANIŞMASI
BEDİÜZZAMAN'IN MEHMED KAYALAR VE TALEBELERİ'NE VERDİĞİ KIYMET
DİYARBAKIR SULH CEZA MAHKEMESİ MÜDAFAASI
DOKUNMA
EKONOMİK KALKINMA İLE ALAKALI SUALE VERİLEN CEVAP
ESMA-İ HÜSNA
HAKİKAT IŞIKLARI
HATIRALAR
İSLAMDA UHUVVET VE İTTİHAD
MEHMED KAYALAR VE HAYATI
MEHMED KAYALAR'I RİSALE-İ NUR HAREKETİNDE ÖNEMLİ KILAN İKİ BÜYÜK ÖZELLİK
MEHMED KAYALAR'IN VEFATI
MUKADDİME- ÖNSÖZ
NEFSE DERS
NUR MÜELLİFİNE
SABIR VE ŞÜKÜR
VECİZELER
YAYINEVLERİNE HATIRLATMA

Arama

   Sayfalar

RSS Takip Tavsiye Et İndir (.doc) Okunma: 4169
HER NEFİS ÖLÜMÜ TADACAKTIR

Hücced MEKTUPLARI

                                

 

                    Her Nefis Ölümü Tadacak

 

Herkes bilmez gökde ne var,

Görür onu göz sahibi,

Parıldıyor güneş kadar,

Hakikati umman gibi,

 

Nûr yolunun kurbanıyız,

Kehkeşanın sâmânıyız,

O ateşin dumanıyız,

Ateş yanan külhan gibi.

 

Pes gönlümüz hep daim pes,

Ey ağlayan feryadı kes!

Boş geçmesin hiç bir nefes,

"Allah bes, gayri heves"

 

Bu şiirin, "Hakikat Işıkları”nın şairi Mehmet Kayalar. Mektubat'tan kısaltarak aldım. Bütün dizelerini alıntılamadım.

Kim bu Mehmet? Yani şair Mehmet neyin nesidir?

Esasında Mehmet Kayalar şair falan değildir. Bir hadim-i Kur'an'dır kendi deyişiyle. Mısraları "hizmetinden yansımalardır, aldığı derslerin tekrarıdır" Bunları kendisi belirtiyor.

Gazetemiz Türkiye'mizde geçen bir vefat haberi okudum. "Bediüzzaman Said Nûrsî'nin talebelerinden Mehmet Kayalar Yalova'da vefat etti."

İşte bu şiir merhum Mehmet Kayalar'ındı. Haberi okuyunca ruhuna Fatiha verdim. Sonra da Risale-i Nûr'larla birlikte neşredilen mektuplarından, şiirlerinden okuyarak merhumu hatırladım. Türk Silahlı Kuvvetlerimde yüzbaşı rütbesiyle hizmet ifa ederken Bediüzzaman Said Nûrsî ile tanışıyor bîr vesileyle. Daha sonra da okuduğu birkaç Risale-i Nûr kendisini İslâmî ve imanî hizmetlere adamasına neden oluyor. 1940'lı yıllar. Bu dönemi bilenler, okuyanlar bu tür hizmetlerin ne kadar zor şartlar altında ve imkânsızlıklar içinde yapıldığını bilirler. Her an baskı, her an sıkıntı söz konusu. Tutuklanmaların ardı arkası kesilmiyor tek Şef İsmet Pasa iktidarında. Tek partinin hegemonyası ve zulmü inananların üzerinden hiç eksilmiyor. Dini bir kelime kullanmak bile o günlerde kahramanlık. Çünkü hemen faturasını ödetiyorlar. Merhum Eşref Edip "Kara Kitap"ında o günleri bütün dehşetiyle anlatır.

Müstafi Yüzbaşı Mehmet Kayalar, Said Nûrsî üstadının emri ve iradesiyle 23 yıl Diyarbakır'da hizmet ediyor. Tutuklanıyor, zindanlara atılıyor. Ailesiyle birlikte mağdur ediliyor. Aç bırakılıyor. İmkan tanınarak bu sevdadan vazgeçmesi bile teklif ediliyor. Ama hepsini elinin tersi ile itiyor merhum Kayalar, hizmete devam ediyor. O günlerde değil yüksek tahsil yapmış birinin, lise veya orta mektep mezunu bir aydının bile İslâmî endişe tartışması önemliydi, dikkat çekiyordu.

Bu isimsiz, unvansız kahramanın adını günün gazetelerinde "Nûrcular ayin yaparken yakalandı" biçimindeki haberlerde hep görürdük. Hele bir subay olması da gazetelerin daha da dikkatini çekiyordu. Çanakkale'ye mecburi iskana gönderildiğini yazdı. Cumhuriyet yıllarında tutuklu, göz altında yahut değişik biçimde cezalandırılan Kayalar, davalarından beraat edip serbest bırakılınca İstanbul'a yerleşti. Fenerbahçe'de bir ev tuttu. Ben de çiçeği burnunda bir gazeteciyim. Ziyaret de ettim, röportaj yapmak istediğimi söyledim. Bana Risale-i Nûr okudu. Çektirilen ızdıraplardan tek satır bahsetmedi "Kahraman Türk Milleti ve ülkemiz" diye başladığı konuşmasında ecdadımızın Kur’an'a ve İslâma yaptığı hizmetleri anlattı ve yeni nesille bunun kıyamete kadar süreceğini söyledi. Davasına olan sadakati her şeyin fevkindeydi.

Risalei Nûr ekolü büyüdükçe Said Nûrsî'nin bazı talebeleri ve vârisleri arasında hizmette görüş ayrılıkları oldu. Mehmet Kayalar da yalnız kaldı. Ama bunlar hizmet şevkinden ve aşkından vazgeçirmedi tam tersine kamçıladı tarafları. Türk Silahlı Kuvvetleri'mizin yiğit evladı emekli Yüzbaşı Mehmet Kayalar yılların nasıl geçtiğinin farkına bile varmadı meşakkatli hayatında. Bir de baktı ki ölümün öldürülmediği, kabir Kapısının kapanmadığı gerçeği karsısında duruyor, onca hizmetten sonra Allah gani gani rahmet etsin.

 

                           Ayhan Katırcıkara (Türkiye Gazetesi - 8 haziran 1994)


***